1929 yılının Türkçesi
(Bir tek im bile değiştirmeksizin 1929 yılındaki aslından eşlenmiştir.)


Başbakan ve Milli Eğitim Bakan Vekili İsmet Paşa (İnönü)'nın
Türk Söz Kitabını hazırlamak için yapılan toplantıdaki konuşması 
(17/Şubat/1929)

 TÜRK SÖZ KİTABINI HAZIRLAMAK İÇİN YAPILAN TOPLANTIDA

17/Şubat/1929

"Ünlü Efendiler!

Türkçemizin söz kitabı bizim çok yüzlükten beri sezdiğimiz bir eksiktir.

En nihayet bu eksik de tamamlanmak için cumhuriyet yaşayışına kavuşmayı beklemiştir.

Acı ile anmalıyız ki, şimdiye kadar dilimiz, sınırları açık bir yurt kalmıştır.Bu yurdun içine girmek suçsuz bir dalış idi. Daha fena ve acıklı olan, vatan çocuklarının bu dalmayı kendilerinin arayıp özlemesidir. Bir dilin sınırı söz kitabı ile çevrilip çerçevelenir. Yüce toplanmanız dilimizin sınırını çizmek, onu zorlamaktan korumak için kurulmuştur.

Toplanmamızın söyleşmesine başlamadan evvel size, öz olarak, isteklerimizin ana çizgilerini saymak isterim.

Türkçenin söz kitabı medeni bir milletin umumi yaşayışındaki bütün sözleri derlemekle kalmayacaktır.Asıl değimli olan nokta, ekim yaşayışının bütün istelerini düzeltip doyurmasıdır. Bunun içindir ki Dil Derneği'mizin tutumu, pek doğru ve vuruşlu olarak, büyük bir erişkin dilin, büyük bir söz kitabındaki bütün sözler diyelim ki bütün anlatışları Türkçeye geçirmek tutamını bulmaya yönelmiştir.

Bununla biz iki işlemeyi birden sağlamış oluyoruz. Birincileyin daha ilk kurumda dilimizi engin bir düze genişletmiş, ikincileyin medeni bütün anlatışlara tam denk gelecek sözleri dilimizde durgulamış olacağız. Daima aynı anlatışa karşılık olacak sözler, ilk önden bize alışılmamış bir işleti verse de, pek az zaman sonra, tadımıza uygun, hele durgulu olması ile, yerinden oynamaz birer yüz alacaklardır.

Söz kitabı birleştirmesinde Dil Derneği, ıstılah dediğimiz ayrım sözlerini çeşit gideklerin iş edinenleri yardımı ile varlamayı hem saygılı, hem yakışık alır bir gidiş saydı. Düşünüşün vuruşlu olduğuna sarsı gösterilemez. Her yüce bilginin işedinenleri kendi gideklerinin dileklerini dışardakilerden daha iyi sezebilirler, hele onların, bilgi benliklerinin ince duyguları, hem anlatışa hem söyleyişe, tatlı gelen uyguyu daha iyi seçebilirler.

Biz işedinenlerimizin öğretme yorgularını kendi öz yaşayışlarının ve devlet düzenindeki duraklarının gereklerini tartabiliriz. Fakat Dernek'te çalışan her arkadaş aynı bulunumdadır. Dilimizin varlığını korumak sevgisi, işte yalnız bu işletidir ki, sinirlerimize güç, çalışmamıza zevk verecektir.

Efendiler,

Bundan sonra sizin bakışınızı pek değimli olan öbür noktaya çelmek isterim. Söz kitabının varlanması nihayet bir yılda bitirilmek gerektir. Bu gerek üzerinde ne kadar kalınsam azdır. Türk dilinin sözlerine şimdiye kadar alışılandan başka biçimde yüz verirken, eğer anlatışları bir an evvel durgulamazsak dilimiz çok tehlikelere açık bırakılmış olacaktır.Yazılışı Türk harflerine uymayan birçok sözleri bırakmak eziminde kalan isteli, kendi ekimine ve tadına göre, söz bulmaya veya yaratmaya hak kazanmış oluyor. Bu bulunumun sürekliliği az zamanda dilimizi, eskisinden başka yönlerden, ayrıca dalış ve kaplayışa açık bırakmış olacaktır. Eski şark sözlerinin kaplayışından kurtulmadan, yeni garp sözlerinin düşüncesiz ve ölçüsüz dalışına uğrayacağız. Bununla Türk dili Türk ekimlilerinin çevresinde, yabancı ağlar içinde boğulmuş, ötürüsü ile kısır kalmış, tohum beneklerine dönecektir. Bu yayışlarımla sakınılacak köşelere işaret koyduktan başka, kitabımıza çabuk varlık verilmesindeki değimi kabarıntı ile göstermiş oluyorum.